SAAT KASASININ ÖNEMİ NEDİR?

Daha önceki yazılarımda daha ziyade saat mekanizmaları üzerinde durduk. İsviçre mi? Japon mu? Aman Allahım yoksa Çin mi?  / Kendi imalatı mı? / Başkasından tedarik mi? / Basit mi? / Komplike mi? …

 

Bugünkü yazımda saatin zarfı, yani kasası hakkında yazmak istiyorum:

 

Saat kasalarının ilk görevi, saatin dış etkilerden korunmasıdır. Su ve toz, saat mekanizmalarının hep düşmanı olmuştur. Bu yüzden kasanın koruma özelliği ön plandadır. Arka kapağın kasa ile teması; saat ayar kolunun kasa ile uyumu; su geçirmezlik oranı ve daha sonra kasanın yapıldığı malzemenin özelliği ön plana çıkar. Kolumuzda bazılarımızın 24 saat taşıdığı ve tenimize direk temas eden saat kasalarının hangi metalden yapıldığı tabii ki çok önemlidir.

 

Zaman içinde, krom, pirinç, çelik, altın, platin, altın kaplama, titanyum, seramik, karbon fiber, bronz, plastik, melamin, alüminyum gibi metaller ve bunların alaşımlarından saat kasaları yapılmıştır.

 

Burada dikkat edilmesi gereken husus kullanılan metallerdeki “nikel” oranı olmalıdır. Nikel oranı yüksek metallerin kolda derimizle sürekli temas halinde olması sağlık açısından çok zararlıdır. Alerjik bünyeli insanlar bazı metallerden daha çok etkilenmekte ve saat kullanmaktan, kalitesiz saat kasaları yüzünden vazgeçmektedirler.

 

Günümüzde bilinçli saat markaları kasalarında 316L kalitede, nikel oranı az çelik, 18K altın, platin veya titanyum gibi metalin kendisini kullanmayı tercih etmektedirler. Bu durum zaman içinde kasanın yüzeyinde meydana gelecek çiziklerin polisaj dediğimiz teknikle yok edilmesine de imkân tanımaktadır.

 

Kasanın diğer bir özelliği de mühendislik ve tasarımının birbiriyle olan uyumudur. Saatte fark yaratan şüphesiz ki değişik tasarımıdır; ancak kullanış acısından rahat, konforlu ve fonksiyonel değilse;  sadece sıra dışı bir tasarım olarak kalırlar.

 

Yıllara meydan okuyan adeta bir ikon haline gelen saat modellerine baktığımızda yüksek mühendisliğin tasarımcılarla olan olağanüstü uyumunu açıkça görürüz.

 

Eski bir deyiş vardır: “Zarfa bakma, mazrufa bak” derler. “Dış görünüşüne değil de içinde ne var ona bak” demektir ama saatte durum böyle değildir. Zarf da, mazruf da önemlidir.

 

 

Kaynak: ustasaati/com